Gece Gece Tömmece*
Kim tömmüş : In Nomine Gaz Perşembe, Temmuz 30
gidiyoruz.. odaca gidiyoruz...
bu adamlar nereye gidiyor?
---to be continued---
Hastalıklı Çocukluğum #1
Kim tömmüş : Sercan
Hayatımın en zevkli zamanları sanırım dayı oğlu ile kuş vurmaya gittiğimiz zamanlardı. O vakitler anneme "anne saçlarımı Tarkan saçı gibi yapsana :O" diye etrafında fink attığım vakitler. Hafta sonları annemle dayımlara kaçar, köy havası solurduk. Aslında köy havası solumak falan s.kimde değildi. Henüz ölüm tehlikesi geçirdiğim Karşıyaka-Eskişehir maçından sonra (yaşlı bi dayı üstüme doğru ölmüştü golden sonra) maçlara gitmem pek tasvip edilmediğinden (çok da güzel küfür öğreniyordum halbuki) köye gitmek zorunda bırakılıyordum. Başlarda sıkıcı olsa da psikopat dayı oğlu ile (kuzen mi deniyodu lan?! bilmiyorum, dayoğlu diye kısaltıcam burdan sonra) iyi anlaşmaya başlamıştık. Über pisikopattı dayoğlu. Kaplumbağa öldürüp yumurtalıklarını buz dolabında soğutmak ve meşe olarak kullanmak gibi ekstrem planları vardı. Ruh hastasıydı yani. Ama iyi anlaşırdık. Eczane en uğrak yerimiz olmuştu o sıralar..
-Gel lan secüş eczaneden serum alıp gelelim
+Serumu napicaz yia?
-Sapan yapıcam bize, kuş vurucaz.
+Ama yazık değil mi?
-Yürü, daha çatal dal bulucaz.
Bu ya uşak çok iyi nişancıydı. Ben ise o sapanı ters tutup suratıma taş kodurtmamla meşhurdum. O kadar sarmıştık ki kuş vurma işine sabah 6 da çıkar öğle 3 te dönerdik. Tek işlevim bunun vurduğu kuşların kafalarını koparmak, tüylerini yolmak vs. idi. Black metal dinlemeye başladığım zamanlar da bu tarihlere düşer. Bi gün eve dönerken yaklaşık 100,53 kuşun toplandığı bir zeytin ağacını nişan aldım, ve olanlar oldu..
-Anniiieeee baaaak!
+Aferin olum katlet canım hayvanları
-Anuna bile korum ne diyon.
+Ama yazık değil m...
-Hail Satan!
İyi ki Doğdun Özgür..
Kim tömmüş : Sercan Salı, Temmuz 28
"Sevmek". Çoğunun asla anlayamayacağı bir olgu olduğunu, daha 21 yaşında kara toprağa girerek gösterdi Özgür Soylu. Bugün doğumgünü onun. Özgür'ün sevenleri bugün saat 19.12'de mezarı başında olacak ve aslında hiç ölmeyen kardeşlerinin doğum gününü kutlayacaklar. İyi ki doğdun Özgür...
"Ruhun Özgür, Sen Bizimlesin!"
En iyi düet ?
Kim tömmüş : Utku Pazar, Temmuz 26
Dota Heroes #1
Kim tömmüş : Sercan
| Base stats | Calculated stats (Level 1) | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Blade Fury Causes a bladestorm of destructive force around Sabri, rendering him immune to magic and dealing damage to nearby enemy units. Lasts 5 seconds. |
| Level 1 | 110 - | Deals 80 damage per second. | |
| Level 2 | 110 - | Deals 100 damage per second. | |
| Level 3 | 110 - | Deals 120 damage per second. | |
| Level 4 | 110 - | Deals 140 damage per second. |
Büyük Filmlerden Büyük Replikler
Kim tömmüş : Sercan Cumartesi, Temmuz 25
"you were the the chosen one! it was said that you would destroy the sith, not join them! bring balance to the force, not leave it in darkness.."
Ayşe Arman Gezdirmece #1
Kim tömmüş : Berk

"ayşe arman'ın tavuk kılığında köy köy dolaşması"
halbuki daha geçen gün attığı yemleri afiyetle mideye indirirken "geh bili bili" diye seslenmişti.
neyse diyorum. demetle göz göze geliyoruz. gülmemek için zor tutuyoruz kendimizi.
karşıda 18-19 yaşlarında bir genç bizi süzüyor. bakkalın oğlu muharrem bu. biraz garip bakıyor.
neyseki fotoğrafçı levent uzaktan bizi seyrediyor. gidip köy kahvesine oturuyoruz, çay söylüyoruz bize tekme savuruyorlar
Mikael Åkerfeldt aka. God
Kim tömmüş : Sercan Cuma, Temmuz 24
-'How's your wife? How's Melinda?'
+'Melinda isn't my wife! But my wife is fine, and my girl is also fine... That wasn't very metal!'
- 'OK then, how's Satan?'
+ 'I'm fine'.
İzleyelim, izlemeyeni dövelim#1
Kim tömmüş : In Nomine Gaz Çarşamba, Temmuz 22
(shangrilla, 05.02.2009 01:23)
--orjinal diliyle isteyiniz--
WOW ulan!
Kim tömmüş : In Nomine Gaz
Counter, Age of... bunlar eçmişte kaldı..
Yaz günlerinin bir bardak soğuk suyu Wow a bekliyoruz gençler..
High Fidelity
Kim tömmüş : Sercan
"Bir ara kızların varlıkları ilgimizi çekmiyordu. Sonra ise onları görmezlikten gelemez oldum. Onlar her yerdeydi, hem de büyümüş göğüsleriyle! İstediğimiz şey.. Aslında ne istediğimizi bilmiyorduk. Ama ilginç bir şeydi, hatta rahatsız ediciydi... İlişkimiz 6 saat sürdü. 3 günde 2 saat görüştük. Ama 4. gün akşam üstü..
14 yaşımdan bu yana zamanın değiştiğini düşünmek hoş olurdu. İlişkiler daha az karmaşık, kadınlar daha az acımasız, insanlar daha vurdum duymaz, içgüdüler daha gelişmiş.. Ama o zamandan bu yana yaşamımdaki her şey o günün izlerini taşıyor. Aşk hikayelerimin tümü o hikayenin farklı bir versiyonu..."
"if you really wanted to screw me up, you should've gotten to me earlier.."
Public Enemies (2009)
Kim tömmüş : Sercan Salı, Temmuz 21
Yapım: 2009 ~ ABD
Tür: Aksiyon, Dram, Gerilim, Suç
Yönetmen: Michael Mann
Senaryo:Ronan Bennett
Yapımcı: Robert De Niro, Michael Mann, Kevin De La Noy, Kevin Misher
Filmin Websitesi: www.publicenemies.net
Süre: 2 saat 10 dk
Gösterim Tarihi: 10 Temmuz 2009 (Türkiye)
"goodbye, black bird.."
Johnny Depp, Christian Bale, Marion Cotillard bi hafta sonu bahçelerinde mangal yaparken birden ekmek bitivermiş. Johnny bakkala giderken yolda Robert De Niro'yu görmüş. İşte vay baba! falan derken Michael Mann'de kaynamış bi şekilde, yarım saatte çekivermişler filmi. Yani böyledir heralde. Bu kadar adam toplanıp bunu yaptıysanız sürekli bi "içerde 5 havaya da 3" havasındaydınız muhtemelen.
Bi kere film başlar başlamaz kameranın izleyiciyi rahatsız etmesi hiç hoş bişey değil. Neden hapishaneye girerken hand-cam hocam? Aksiyon bunun neresinde? Tüm film boyunca kamera açısından yaşadığımız hayal kırıklıkları da cabası. Kurşun patlar patlamaz uyuyan güzel modundan çıkıp haşin erkeğe bürünen Johnny abinin uyanışındaki kamera açısına bakanlar ne dediğimi anlarlar. O örnek yeter kanımca kameraya.
Bir diğer olmamış'ımız da ikili diyaloglar. Yanımda Önder değil Hıncal Uluç olsa bu kadar güler, sinemayı kahkahalara boğar mıydım bilmiyorum ama ikili diyaloglar tek kelimeyle rezaletti. John ve Billie'nin ilk tanıştıklarında yaptıkları olağanüstü zeka oyunlarıyla çevrili, her kelimenin gönderme olduğu(!) diyaloğu izlediğinizde ne dediğimi anlayacaksınız. Diyalog demişken tüm film boyunca toplam 20 kelime falan konuşan (konuşturulan diyelim) Christian Bale ve sürekli boşluğa odaklanmış bakışları eşliğindeki rolsüz oyunculuğunu da eklemek lazım buraya.
Şimdi "bu da mı gol değil be" diyorsunuz muhtemelen ama o aşk hiç etkilemedi beni. Ha sonda tüylerimiz diken diken olmadı mı, oldu. Ama hiç de iyi tasarlanmamış bir aşktı John ve Billie arasındaki bence. Filmin sonunda hüngür hüngür olabilecekken, "hadi çıkalım da sigara içelim" olduk. Marion Cotillard ön dişini yaptırmadan gülmesin bu arada. Gülümsesin sürekli sadece. Bu kadın gülünce anılarım şey oluyor. Yerim onu ben.
Sonuç olarak o tarihte yaşanan olayları gerçek kişiler kullanarak anlatmış bir filmdir Public Enemies. Bu yüzdendir ki senaryo üstüne çok gitmenin bir anlamı yok. Ha filmin sonunda bir Illusionist bir Lucky Number Slevin beklemedik mi, bekledik. Ama yaşanmış bir olaydan yola çıkması en azından senariste küfretmemizi engelledi.
All in all, 21 yıllık yaşamımda harcadığım en hayal kırıklığı dolu 12 lira ve 2 saatlerden biriydi Public Enemies. Buhranlara gark oldum lan :(
Puan: 6.3/10 (gibi bişey).
Ne Zaman Tuttun Ki Sözünü Aziz Bey?
Kim tömmüş : Sercan Perşembe, Temmuz 16
"Dünyayı sarsan ekonomik krizin de stat yapımı konusunda kritik öneme sahip olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Kocaoğlu şöyle konuştu: ’’Böyler bir kriz ortamında, ’Stadı şu tarihte bitiririz' demek mümkün değil. Tahsis, proje ve ihaleyla ilgili prosedür çok hızlı aşılmalı. Bu konuyla ilgili olarak Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak ve Futbol Federasyonu yetkilileriyle, yarın (bugün) İstanbul'da bir araya geleceğiz. Görüşlerimi orada da aktaracağım. Umarım el ele verip, prosedürleri tamamlayarak projeyi 2016'ya kadar gerçekleştirebiliriz’’ diye konuştu"
Kaçıncı oldu bu stat sözüyle seçildiğin? O atkıyı takıp stat sözü vermekle olmuyor Aziz bey. Yapamıyacaksan, söz vermeyeceksin. Seçilmeyeceksin de. 10 senedir aynı senaryo. Yeter.
Yazıklar olsun!
Morrissey'i Sevme Nedenleri #2
Kim tömmüş : Sercan Salı, Temmuz 14
Morrissey "gerçek"tir; yalan söylemez. "bugün içimde bir sıkıntı var, sevgilimle de aram pek iyi değil zaten" gibi bir söz yazmaz morrissey, bunun yerine şunu tercih eder: "bugün boktan bir gün ve hala hiç sevgilim olmadı."
(kimi raikkonen, 26.12.2005 12:28)
"indirsen gözlerini; bir an inansan
ben değilim, bedenine sarınmak istediğin biri dokunan dudaklarına
izin versen, dudaklarına kavuşsa dudaklarım
derken, açılır gözlerin. ve ben varım karşında.
tutkuyla değil, tiksintiyle, için ürpererek baktığın ben.
olsun. yüreğim bir kapı
sana açılan"('Let me kiss you'- You are the quarry albümünden)
Morrissey'i Sevme Nedenleri #1
Kim tömmüş : Sercan Pazar, Temmuz 12
Mr. smith ropörtajındaki egoist misiniz sorusunun karşılığı ve devamı :
''Buna ego denemez aslında.eğer bir şeylere sahipseniz ve iyi olduğunuzun bilincindeyseniz utangaç olmak ve perdelerin ardına gizlenmek niye? hiç anlamı yok bunun.''
-mutlu olmanızı engelleyen şey ne?
bilmiyorum. sanırım hormonlarla ilgili bir şey.hiçbir fikrim yok.
-nevrozunuz belki?
bırak da soruyu yanıtlayayım!!
tanrım,1976'dan beri ilk kez bağırdım.
insanın varoluşundaki mümkün olabilecek her konumu yaşadım ben.
-kauçuk bir paspas üzerinde bir kase dolusu yumurtalı ve sütlü kremayla grup seks yaptınız mı mesela?
her gün. çok sıkıcı bir şey...





