Biz


Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema Bölümünün hazırladığı Karşıyaka-Göztepe arasındaki rekabeti konu alan bir kısa yapım izledim. Aslında başlarda eğlenmek, gülmek, eski günleri anmak amaçlıydı bu yaptığım, fakat sonradan İskoç abinin konuşmasını dinleyince 'bi yerlerde yanlış var' dedim. İskoç abiyi 13-14 yıldır tanırım. Hiç bu kadar etkilememişti beni. Onun söylediklerinden yola çıkan bir yazı olacaktır bu. Ancak onun anlattığını değil, bahsettiklerinden farklı bir noktaya değinmektir amacım.

Bugün sokakta yürüyen 10 kişiye sorsanız 9 u fenerbahçe-galatasaray ya da beşiktaşlı olduğunu söyler. Bu oran belki de sadece sayılı ilde biraz daha düşüktür. Bu illerden biri kesinlikle İzmir'dir. Bu konuda biraz daha duyarlı olduğumuzu düşünüyorum. Bizim oralarda yeni doğan çocuğa önce şehrinin takımını tutmayı öğretirler. Sonradan istemezse de dövmezler hani. Ama Karşıyaka ya da Göztepe maçlarına giden bir babanın oğlu ya da abinin kardeşi asla istanbul (namı diğer bizans) takımı tutmaz. Çünkü şehrinin, semtinin aşkı o çocuğa küçükken verilir. Semtini sever çocuk, benimser. Her ne kadar zayıf olsa da gücünü ona ayırır, onun için önemlidir yaşadığı yer. İzmir insanı çocuklarına önce bunu öğretir.

Sadece aciz insanlar güçlünün yanında yer alır. Gücünü ona aktaramayan, zayıf bünyeler güçlünün kolları altına girerler. Bunlardan da dolayısı ile asla bir önder çıkmaz. Asla sivrilemezler. İstemezler de bunu. Kolları altında yer buldukları güçlü tüm bunları sağlamıştır zaten ona. Bu yüzdendir ki asla gerçek anlamda sevinemezler. Sadece kendilerini kandırırlar. İşte bu insanlar asla bizim yaşadığımız duyguyu yaşayamıyacaklar. Aslında üzülmüyorum da pek. Çünkü bunu kendileri istediler.

Zayıf insan güce gider. Güçlünün yanında yer alır. Mantıklı gözüken de budur. Fakat doğru olan bu mudur? Sadece 3 gücün egemen olduğu bir olguda yaşamak mıdır? Kendi değerlerini hiçe sayıp, başka coğrafyaların değerleriyle mi avunmaktır doğru olan? Böyle devam etmesi için çaba sarfetmek midir?

Bize göre asla böyle olmadı. Bu yüzdendir ki kendimizi bildik bileli üzüntüden, kahrolmaktan başka bir getirisi olmayan takımların peşinde koştuk. Gücümüzü onlara aktardık. Emek verdik. Ama benliğimizi asla güçlülere vermedik. Biz burdayız. Biz Karşıyakalıyız, Göztepeliyiz, Altaylıyız, Altınorduluyuz, Bucalıyız... Bizler çocuklarını bebekken maça götürecek olanlarız. Değerlerimizi, renklerimizi neslimize aktaracak olanlarız. Güçlünün karşısında yıkılmayan kaleler misali şehrimizin değerlerini tutacak olanlarız biz.

Biz Biziz. Ya siz kimsiniz ?

not: Bu yazıyı okumaya üşenmeyenler lütfen sadece işin futbol kısmını almasın. Futbol sadece bir araçtır bu yazıda.

0 kendini bilmez laf yetiştirmiş: